Törende konuşan GMİS Genel Başkan Vekili İsa Mutlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın TTK’nın da dahil olduğu KİTlerle ilgili çalışmasına değinerek, “KİT Reformu adı altında hayata geçirilmeye çalışılan girişimlerden derhal vazgeçilmelidir. Genel Maden İşçileri Sendikası, maden işçileri ve Zonguldak-Bartın-Karabük bölge halkının, ülkemizin en stratejik kurumlarından biri olan TTK’nın özelleştirilmesine veya kapatılmasına yol açabilecek her türlü yanlış politikaya karşı mücadeleye hazır olduğu bilinmelidir.” dedi.

21 Haziran Zonguldak'ın Düşman İşgalinden Kurtuluşu’nun 103'üncü yıl dönümü nedeniyle ilk tören Zonguldak Valiliği önünde düzenlendi. Ardından taşkömürünü bulan Uzun Mehmet Anma Günü için Uzun Mehmet Anıtı’nda tören düzenlendi. Törene Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Cezmi Yalınkılıç, ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer,  Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkan Vekili İsa Mutlu, Genel Sekreter Yener Arslanbuğa, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir, Amelebirliği Başkanı Veli Köktürk, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, siyasi partilerin temsilcileri, daire müdürleri katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende, TTK, GMİS, MMO ve Amelebirliği çelenkleri Uzunmehmet Anıtı’na konuldu.

Törende konuşan Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkan Vekili İsa Mutlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın KİT’ler hakkında yapmak istediği çalışma hakkında konuştu. Her türlü özelleştirme girişimine karşı duracaklarını ifade eden Mutlu, şöyle dedi;

“Bölgemizde taşkömürünün bulunuşunun 195’inci yılında Uzun Mehmet’i, 4 Haziran’da iş kazasında kaybettiğimiz maden şehidimiz Tevfik Soy ve tüm maden şehitlerimizi; Zonguldakımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yıldönümünde, Cumhuriyetimizin 100’ncü yılında başta büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizde şehit düşenleri sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun.

Uzun Mehmet’in bölgemizde 1829 yılında taşkömürünü bulmasının ardından Zonguldak havzamızda üretim 1848 yılında başladı. Uluslararası şirketlerin gözü Zonguldak Maden Havzasındaydı. İngilizler, Fransızlar, Almanlar ve diğerleri geldi, bölge insanımız madenciliği öğrendi. Kurtuluş Savaşımızla birlikte Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bölgemize sahip çıktılar. 1920’den itibaren yasal düzenlemeler yaparak yerli-yabancı tüm şirketleri denetim altına aldılar ve ülkemizin sanayileşmesine öncelik verdiler. Taşkömürü ve bölgemizde kurulan Kardemir, ÇATES, Erdemir gibi sanayi tesisleriyle Zonguldak, ülkemizin sanayisinin gelişmesinde ve kalkınmasında büyük rol oynadı.

YERLİ VE MİLLİ KAYNAKLARIN ÖNEMİ

1980 sonrası ortaya çıkan yeni dünya düzeni adı altında uluslararası tekeller, özellikle 1990 sonrası üretim yerine tüketim ekonomisini dayattılar, sanayileşmemizin önüne engeller çıkarmaya çalıştılar.

Zonguldak üretimden uzaklaştı, Türkiye ürettiğinden çok daha fazlasını tüketmeye başladı. Bugün de yaşadığımız gibi ülkemiz ekonomik krizlerle boğuşur hale geldi. Başta sendikamız ve maden işçileri olmak üzere, bölge halkımız ile birlikte yanlış politikalara karşı çıktık. Kendi doğrularımızı her şart altında söyledik. Bölgemizin ve ülkemizin özkaynaklarına, atalarımızın mirasına, işimize, aşımıza, geleceğimize sahip çıktık. Bu süreçte yaşananlar, bugüne kadar verdiğimiz mücadelelerin ne kadar haklı olduğunu her defasında ortaya koydu. Artık yerli ve milli kaynakları değerlendirmenin ne kadar önemli olduğu her fırsatta dile getiriliyor.

Dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, yerli ve milli üretim yapmanın, kendi öz kaynaklarımızı yine öz insan kaynaklarımızla ülkemiz ekonomisine ve sanayisine kazandırmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.

‘HER YIL 38 MİLYON TON TAŞKÖMÜRÜ DIŞARIDAN ALINIYOR’

Ülkemizde sadece Zonguldak Havzası’nda bulunan Taşkömürü, demir-çelik sektörü ile diğer sanayinin ana hammaddesi olan stratejik bir enerji kaynağıdır. Enerji temelli savaşlar, taşkömürü gibi stratejik bir kaynağın önemini daha da arttırdı.Ülkemiz yılda 38 milyon ton taşkömürünü her yıl giderek artan şekilde milyarlarca dolar ödeyerek dışarıdan alıyor. Genel Maden İşçileri Sendikası olarak uzun yıllardır; yerli ve milli üretimden yana olduğumuzu, her alanda faaliyet gösteren stratejik kamu kurum ve kuruluşlarının korunması gerektiğini, ithalata dayalı tüketimin karşısında olduğumuzu her platformda açıkça ifade ettik, mücadelesini verdik. Türkiye’nin en kısa sürede kendi öz kaynağı olan taşkömürü üretimini artırması, ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılması gerekiyor.

‘TÜRKİYE’NİN TTK VE MTA’YA İHTİYACI VAR’

Biz madenciler, her şart altında fedakarca üretmeye devam ediyoruz. Bugün ocaklarımızda mekanize, yarı mekanize, esnek mekanize yatırımları yapıldı, yapılıyor. Son olarak 2 bin yeni maden işçisi gruplar halinde TTK’ya işbaşı yapıyor.

Biz Genel Maden İşçileri Sendikası olarak gerek iş sağlığı ve güvenliği risklerinin ortadan kaldırılması, gerekse taşkömürü üretimini artırarak ülkemiz sanayisine ve ekonomisine daha çok katkı verilebilmesi için TTK’nın norm kadro ve kurulu kapasitesiyle çalışması gerektiğini her fırsatta ifade ediyoruz. Bizler, daha iyi şartlarda, daha fazla üretebilmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. TTK, norm kadro ve tam kapasiteyle çalışıncaya kadar, Türkiye’nin TTK’ya ihtiyacı olduğunu, TTK ve MTA gibi yerli ve milli kaynaklarımızı ekonomiye kazandıran kurumlarımıza daha çok sahip çıkılması gerektiğini her fırsatta anlatmaya devam edeceğiz.

‘KİT REFORMUNDAN VAZGEÇİLMELİDİR’

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın TTK’nın da dahil olduğu KİTlerle ilgili, stratejik kamu kurumlarının bile birer şirket haline getirileceğine, teknik ve uzmanlık alanı olarak bağlı bakanlıkların kontrolünden çıkarılacağına, piyasa şartlarına göre yöneticiliğine yönelik yaptığı çalışmadan rahatsızlık duyuyoruz.

TTK gibi stratejik kuruluşların tartışmasız şekilde tamamen kamu kontrol ve sektör uzmanlarının yönetimiyle işlev görmelerinin en doğru ve ülkemizin gerek ekonomik, gerek sanayi, gerekse siyasi bağımsızlığının şartı olduğunu ifade ediyoruz. Bu nedenledir ki KİT Reformu adı altında hayata geçirilmeye çalışılan girişimlerden derhal vazgeçilmelidir.

Genel Maden İşçileri Sendikası ve maden işçileri olarak geçmişten günümüze verdiğimiz mücadelelerden de anlaşılacağı gibi yanlış ekonomik politikalara karşı, TTK’nın özelleştirilmesine veya kapatılmasına yol açabilecek her türlü girişime karşı duruşumuz nettir.

Endüstriyel miras rotası gezisi cumartesi günü yapılacak Endüstriyel miras rotası gezisi cumartesi günü yapılacak

‘MÜCADELEYE HAZIRIZ’

Genel Maden İşçileri Sendikası, maden işçileri ve Zonguldak-Bartın-Karabük bölge halkının, ülkemizin en stratejik kurumlarından biri olan TTK’nın özelleştirilmesine veya kapatılmasına yol açabilecek her türlü yanlış politikaya karşı mücadeleye hazır olduğu bilinmelidir.

Açıkça ifade ediyoruz ki bu girişimlerde ısrar edenler karşılarında Genel Maden İşçileri Sendikası’nı,  maden ve MTA işçilerini, sendikaları, sivil toplum örgütlerini, meslek örgütlerini, siyasi partileri ve halkımızı bulacaklardır.

Kamu kurumlarımızın her ne isim altında olursa olsun yok edilmesine karşı tüm meşru mücadele haklarımızı kullanacağız.”

KİRAZ UZUN MEHMET’İ ANDI

TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, 8 Kasım 1829 yılında Ereğli’nin Köseağzı köyü Neyren Deresi yatağında taşkömürünü bulan Uzun Mehmet’i saygı ve sevgiyle andığını söyledi. 176 yıl öncesinden bugüne taşkömürü hem ülkenin hem bölgenin kaderini etkilediğini ifade eden Kiraz, TTK’nın Türkiye için önemli bir kurum olduğunu ifade etti.

 KAYMAKÇI KİT’LER HAKKINDA KONUŞTU

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, KİT’lerle ilgili yapılmak istenen çalışmanın özelleştirmenin önünü açacağını ifade etti. KİT’lerle ilgili yapılmak istenen çalışmayı kabul etmediklerini ifade eden Kaymakçı, “Bu durum madencilik sektörünün özellikleri gereğince kamusal faydayı ön planda tutan anlayışın terk edilmesiyle ciddi boyutlarda iş kazaları ve çevresel felaketlere yol açacaktır. Ayrıca kamu iş yerlerinde çalışanlar açısından bu yasal statü ve sendikal hakların sağladığı daha kabul edilebilir çalışma koşulları ve özlük haklarının kaybedilmesi anlamına gelecektir. KİT reformu adı altında sunulan bu tasfiye ve talan politikalarını kabul etmiyoruz. Böyle bir çalışmaya karşılık sendikalar ve sivil toplum örgütleriyle birlikte mücadeleye hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum”

Program konuşmaların ardından sona erdi.

3-2413-29-8

Editör: Haber Merkezi