Açıklamada, “TİS’te yer alan düzenlemelerle ilgili bazı haberlerde, toplu iş sözleşmesi hükümleri ve içerdiği bazı düzenlemeler amaç ve anlamından saptırılmış ve yanlış yorumlanmıştır” denildi.

GMİS Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle;

“Son günlerde, TTK’da çalışan maden işçilerini ilgilendiren 30’uncu Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin bazı maddelerini yanlış ve art niyetli olarak yorumlayan haberlerin bazı basın-yayın organlarında yer alması üzerine, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekliliği doğmuştur. 1946 yılında Sendikalar Kanunu çıkmadan önce dernek statüsünde kurulan, Sendikalar Kanunu’nun çıkarılması üzerine 1947 yılında genel kurulunu toplayarak “Ereğli Kömür Havzası Maden İşçileri Sendikası” adını alan bugünkü adıyla Genel Maden İşçileri Sendikası, Türkiye’nin ilk sendikalarından biridir.Mücadele tarihi Taşkömürü Havzası’nda üretimin başladığı 1848 yılına kadar uzanan köklü tarihiyle Sendikamız, Türk sendikal hayatının tarihini yazan Sendikalardan biridir. Genel Maden İşçileri Sendikası, 175 yıllık üretim, 77 yılı aşan sendikal mücadele tarihi ve toplu iş sözleşmesi tecrübesi olan köklü bir sendikadır. Genel Maden İşçileri Sendikası, kurulduğu ilk günden bugüne maden ve MTA işçileri ile Türkiye işçi sınıfının hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesinin yanı sıra özelleştirme ve kapatma girişimlerine karşı işyerlerinin korunması için başarıyla sonuçlandırılmış örnek mücadeleler veren bir Sendikadır. GMİS, Toplu İş Sözleşmeleri, Grev ve Lokavt Kanunu’nun kabul edildiği 1963 yılından günümüze maden işçileri için toplu iş sözleşmeleri imzalamaktadır. Bu süreç içinde giderek yükselen şekilde maden ve MTA işçileri adına kazanımlarla sonuçlanan toplu iş sözleşmeleri imza altına alınmıştır. Sendikamız ile işverenler arasında imzalanan toplu iş sözleşmeleri açık şekilde kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Son olarak bazı basın-yayın organlarında yer alan bir haber ajansı çıkışlı haber ve yorumlarda Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Toplu İş Sözleşmesi’nde yer alan bazı düzenlemeler eleştiri konusu yapılmıştır. Öncelikle 30’uncu Dönem TİS’te yer alan bazı hususların, 14 Ekim 2022 tarihinde TTK Amasra Müessesesi’nde meydana gelen ve 43 madenci arkadaşımızı kaybettiğimiz grizu faciası ile bağdaştırılarak eleştiri konusu yapılmasını üzüntüyle karşıladığımızı ifade etmek isteriz. Sendikamız, binlerce üyesinin yanı sıra, maden şehitlerimizin ve onların aileleri ile Türk işçi sınıfının hak ve hukuklarını sağlama ve geliştirme mücadelesi vermektedir. Kaza ile ilgili Bartın’da açılan davaya müdahil olarak katıldık ve kazada sorumluluğu olanlara en ağır cezaların verilmesini talep ettik. Her platformda bu talebimizi yinelemeye devam ediyoruz. Öncelikle bu haber ve yorumlarda toplu iş sözleşmesi hükümleri ve içerdiği bazı düzenlemeler amaç ve anlamından saptırılmış ve yanlış yorumlanmıştır. Toplu İş Sözleşmesinde yer alan ve eleştiri konusu yapılan hususlar, sadece 30’uncu dönem TİS’te değil bugüne kadar imza altına alınmış toplu iş sözleşmelerinde yer alan düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler yeni değildir ve 9 Haziran 2023 tarihinde imzalanan TTK 30’uncu dönem toplu iş sözleşmesiyle getirildiği yönünde oluşturulmaya çalışılan algı ve iddia doğruyu yansıtmamaktadır. TİS’te eleştiri konusu olan “İşçilerin uymak zorunda olduğu hususlar” ile “Arama” başlığı altında yer alan düzenlemeler, işyeri disiplininin sağlanması ve iş barışının korunması amacıyla “İşyeri disiplin ve inzibatı” başlığı altında yapılmış düzenlemeleri içermektedir. Bu düzenlemede çok sayıda alt maddenin yanı sıra “Puante zorunluluğu”, “İşe gelmede gecikme”, “İşyerinden ayrılma” gibi başlıklar altında iş yeri disiplini ile ilgili hususlar bulunmaktadır ve ilgili yasa ve yönetmeliklere göre düzenlenmiştir.  Hiç kuşku yok ki her işyerinde iş ve işyeri disiplini; işin yürütümünün, iş ve işyeri sağlığı ve güvenliğinin yanı sıra iş huzur ve barışının sağlanmasının temel unsurudur. İşçinin işyerine ve işverene karşı sorumluluğunun yanı sıra işverenin de işçiye karşı sorumlulukları olduğu açıktır. Bu karşılıklı sorumlulukları düzenlemek amacıyla hukuksal bir düzenlemenin yapılması da kaçınılmazdır ve bugüne kadar imzalanmış toplu iş sözleşmelerinde bu hükümler detaylarıyla mevcuttur. Diğer yandan eleştirilerde art niyet olduğunu değerlendirdiğimiz bir diğer husus ise TİS’te yer alan “İade Edilmeyen Kişisel Koruyucular Hakkında Yapılacak İşlem” başlığı altında “Ölen işçilerin, emekliye ayrılan veya sağlık sebebiyle işten çıkarılan işçilerden, üzerinde bulunan kişisel koruyucuların geri alınmayacağı gibi bedelleri de talep edilmeyecek, işyeri demirbaşı olarak verilmiş bulunan kişisel koruyucuları ise geriye alınacaktır” hükmüdür.  Bu düzenleme çok açık olmasına rağmen farklı yorumlanmasında art niyet vardır. Vesair nedenlerle vefat eden, emekliye ayrılan ve sağlık sebebiyle işten çıkarılan işçilerden, çalıştıkları süre içinde kişisel istihkak olarak verilen madenci kıyafeti, çizme gibi kişisel koruyucu eşyalarının geri alınması söz konusu değildir. Ancak işyeri demirbaşı olarak geçen ve işçiye, üzerlerinde bulunan seri numarasıyla kayıtlı ve zimmetli olarak verilen çipli-akülü lamba, ferdi kurtarıcı maske gibi eşyaların geri alınmasında ise eleştirilecek bir husus yoktur. Kaldı ki bu düzenleme iş kazası sonucu hayatını kaybeden işçilerle ilgili değildir. Dolayısıyla demirbaş da olsa bugüne kadar şehit madencilerin eşyalarının geri alınması gibi bir durum söz konusu dahi olmamıştır. TİS’te yer alan bu düzenlemeler, anılan haberlerde anlamı ve amacının dışına çıkarılarak yanlış ve art niyetli olarak yorumlanmıştır. Genel Maden İşçileri Sendikası olarak her şart altında maden ve MTA işçilerinin, ülkemiz işçi sınıfının, maden şehitlerimizin ve onların ailelerinin hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi yolunda verdiğimiz mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Editör: Can Özkan Kayabaşılı